Rönesans döneminde, vaizler farthingale'leri ve paçalı donları şeytani icatlar olarak tanımlıyorlardı. Sağliklı bir kadınsılığa, yani aslında sağlıklı bir çıplaklığa dönüş, paçalı donların rafa kaldırılmasıyla son buldu. 17. yüzyılda, yerlerini iç eteklere bıraktılar. Bu üste bolca oturan iç çamasırı havanın rahatça dolaşmasına izin veriyordu ve stratejik pozisyonlarına göre isimlendirilmiş üç kattan olusuyordu; 'modeste' (sade), 'fripon' (oyunbaz) ve son olarak da 'la secret' (sir). Artık iç çamaşırına verilen isimler daha dürüsttü, en azından iç çamaışırının suçlu maksatlarını ortaya koyuyordu. Dekolte korseye verilen ad ise "la gourgandine", yani edepsiz civelek idi. Montaigne'in tanımına göre bu korse "karnın biraz üstünde son bulan, gögüs kafesinin altından gögüslerin alt kısmına kadar olan bölgeyi" örtüyordu. Fransa'da bu korsenin daha cüretli çesitleri, silahşör, masum, kargaşa, eşekarısı, hadi gel, flörtler, arsız, edepsiz gibi daha teklifkâr ve renkli isimlerin ortaya çıkmasını sağladılar. İlk olarak bir korse yapımcısının vitrininde bir reklam sloganı yer aldı: "Güçlü olanı kontrol et, zayıfı destekle ve hatalı olanı düzelt !" Jacques Laurent'in dediği gibi: "Çağlar boyunca, kadınlar kalçalarıyla gögüslerini sıkmak, tıkıştırmak, boğazlamak istemişlerdir; Atinalı kadınların giydiği kuşaklardan bugünkü korselere kadar bu ihtiyaç çeşitli şekillerde karşılanmaya çalışılmıştır."
18. yüzyıl, bir çeşit kuş kafesi denebilecek olan pannier, yani 'küfe' ile
taniştı. Belden asılan pannier, sazdan yapılmış çemberler, bantlar ve balina
kemiklerinden oluşuyordu. Tahrik etmenin uç noktası olarak tanımlanan bu
aksesuarlar ahlakçılar tarafindan derhal ateşe tutuldu. Bu ahlakçılardan
biri olan Papaz Bridaine, moda meraklısı bayanları"pannier'larının
rezil ve günahkar ağırlığıyla aşağı çekilerek, pişman olmaksızın yaşamak
ve ölmek" istemekle suçladı. Papaz, bu "tahrik edici tuzağın zavallı,
mutsuz erkekleri günaha davet etmek" gibi bir özelliği olduğunu söylüyordu.
Pannier sadece kalçaları belirginleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda bedenle
giysi arasında bir boşluk yaratarak onları daha teşhirci ve ulaşılabilir
bir hale getiriyordu. İlerlemeyi durdurmak mümkün olmadığı için, pannierler
kısa bir süre sonra yerlerini Fransızca'da 'faux cul', yani yalancı kalça
olarak bilinen 'bustle'larla değiştirdiler. Bu çamaşırın kadınlara çok daha
rahat bir hareket imkanı vermesi gerekiyordu fakat asıl olarak dikkatleri
kadının arkasına topluyordu.




