Sahneye çıkan bir sonraki çamaşır, Fransızların hassas "Petit Bateau" külotlarıydı. Bunlar bembeyazdı, pamuktan yapılmıslardı ve eğer doğru rüzgara denk gelinirse görülebiliyorlardi. Japon erkekleri için bunlar, özellikle de okula giden kizlar üniformalarının altına giydiklerinde, birer kült nesneydi. Kadın iç çamaşırı artık açıkça minimuma inmişti; sütyen, külot ve çorap askısı. Fakat elbiselerinin altına küçücük seyler giyen ya da hiçbir şey giymeyen kadınlar fetişistlere veya üreticilere hiç çekici gelmiyordu. Bu dönem geçici bir gerileme dönemiydi. Her zamanki gibi, moda hayal gücünü yitirdiğinde, tasarımcılar ilhamlarını geçmişten aldı. Bu durumda, gecenin kadınları tarafindan giyilen siyah dantelli iç çamaşırları ve Fransız Kankan dansçılarının firfirlı külotlarının nostaljik hatırası ilham kaynağı oldu. Böylece Viktoryen iç çamaşırının ve "Coucher d'Yvette"in dönüşü gerçeklesmiş oldu. Çorap askıları yani jartiyerler daha nazik hale geldi ve artık çıkarılmak üzere giyilmeye başlandı. Aynı zamanda, yeni bir figür erkeklerin zihnini mesgul etmeye basladi: Vamp. İki bayılma nöbeti ve üç geleneksel reddedişten sonra çözülen kadınlar kaybolurken, Femme Fatale, "Mavi Melek" yeni seks sembolü haline geldi.


Ne yazik ki dünya yeni bir savaşa girmek üzereydi bu yeni durumu keşfetmeleri için pek zamanları olmadı. Şehvet meraklıları için de bu yıllar karartma yıllarıydı. İç çamaşırı endüstrisi, ürünleri için yeni materyaller elde edemiyordu ve paraşütler çorap askılarından çok daha önemli hale gelmişti. Şehirlerde, kadınlar savaş öncesinde aldıkları iç çamaşırlarıyla idare etmeye çalışıyor ya da boyayla çoraplarının rengini değiştirmeye çalışıyordu; bacağın arkasına, boydan boya, kalemle çizilen yalancı bir dikiş bu değişimlerdeki son noktaydı. Askerler ise iç çamaşırı giymiş pek de sanatsal değeri olmayan iç çamaşırlı kadın resimlerini ranzlarına, uçaklarının levyelerinin kenarlarına, jiplerinin güneşliklerine 'iğnelediler'. Böylece 'pin-up' kızları da doğmuş oldu. Daha sonra 'pin-up' bir tarz olarak illüstrasyon sanatında yerini alacaktı.

İkinci Dünya Savaşı'nın bitişi, yeni bir refah dönemini ve Christian Dior'un devrim yaratan Yeni Görünüm'ünü beraberine getirdi. 1947'de uzun süren lüks esyalardan zoraki olarak kaçınma dönemi yerini iç çamaşırı için büyüyen bir talebe bıraktı. Savaş zamanında olduğu gibi gögüsler artık gizlenmiyordu, tam tersine bir güvercin gibi, ipeğin içine yerleşiyordu. Howard Hughes yarım kaplı sutyeni icat etti ve bununla birlikte Jane Russell'i Hollywood dünyasına kazandırdı. Artık, iç çamaşırı modası gümüş perdeden takip edilebiliyordu. Filmciler kısa zamanda ufak iç çamaşırlarının tamamen çıplak olmaktan çok daha müstehcen oldugunu fark ettiler. O zamandan sonra, her film yıldızı sansüre karşı süregelen bu gizli savaşta, külotları veya çorap askılarıyla göz kamaştırıcı ve sarsıcı gözükerek yerini aldi. Sahnede bir soyunma hali başlı başında bir film, ve soyunma hareketi de başlı başına bir son olabilirdi. Fellini'nin striptiz sahnesi (La Dolce Vita'daki Nadia Gray) Vittorio De Sica'ninki (Dün, Bugün ve Yarin'daki Sophia Lauren) kadar anılmaya değerdir.

Petit-Bateu, 1930'lar...
Bir 'department store' ve naylon çorap promosyonu, 1950'ler...
'Sevgililer gezintide', 1927
Savaş sonrası döneme ait 'yaratıcı' tasarımlardan biri.

'sevgililer bisiklete binerken', 1927. Bu tarz fotoğraflar dönemin romantik sevgili kartlarıydı. Erotik çağrışımlardan ziyade duygusallık taşıyorlardı.

Jartiyerli bir korse, 1950'ler...