100 TL ve üzeri alışverişlerde kargo ücretsiz
      
      
Kategoriler
İççamaşırı ve Sanat

Resim, fotoğraf, illüstrasyon ve çizgi roman alanlarında bir çok sanatçı iç giyim dünyasının kendine özgü görsel zenginliğinden etkilendi ve bu duyguları yaptıkları işlere taşıdı. Bu dışavurumlar bazen masum, bazen kışkırtıcı bazen de normal hayatın ayrılmaz bir parçası gibi anlatıldı. Sizin de ufkunuz genişletmesi umuduyla işte size bir kaç örnek :)

CARLOS CARTEGANA

  

Carlos Cartegena, 1981 yılında Amerika'ya geldiğinde 21 yaşındaydı. Bir çok değişik işte çalıştıktan sonra 30 yaşlarında, 'tools of trade' isminde 4 saatlik bir airbrush kursunun ardından kendi kendine çalışarak airbrush tekniğini öğrendi. Reklam ajanslarında bir süre çalıştıktan sonra o da 'en çok para kazanılan en zor işlerden biri' olan kadın figürleri çizmeye başladı. Hemen ardından rekabetin oldıkça çekişmeli olduğu bu 'pin-up' piyasasında yükselmeye başladı. 
Kız arkadaşının evinin garajında kurduğu stüdyoda yaptığı çizimler, Playboy, Penthouse gibi dergilerin yanısıra snowboard benzeri spor ekipmanların üzerinde ve takvimlerde kullanıldı. 1991 - 1994 yılları arasında deri ceketlerin arkalarına resimler yaptı. Harley Davidson tarafından da farkedilince bu kez figürleri motorsikletleri süslemeye başladı.
Herhangi bir güzel sanatlar eğitimi almayan Cartegena, yeteneği, bitmeyen bir arzu ve uzun çalışmanın bileşimi olarak tanımlar.Carlos Cartegena da kadın figürlerini hiçbir zaman iç çamaşırlarından ayrı tasarlamaz. Aslında biraz 'ruhsuz' olan bu figürler dikkat edilirse seksapelliklerini sadece üzerlerindeki çamaşır illüstrasyonlarından alırlar.

OLIVIA BERARDINIS

   

Olivia, 1948 yılında Kaliforniya'da, uçak mühendisi bir baba ve evhanımı bir annenin tek kızı olarak dünyaya geldi. Babasının işi nedeniyle sık sık taşındılar ve Olivia çocukluğunu büyük ölçüde yetişkinler arasında çizerek geçirdi. En sadık modeli ise oyuncu ve canayakın annesiydi.

Olivia, 1967 yılında Newyork Visual Arts School'da resim öğrenimine başladı. Fazla ticari kaygılar gütmeden kanvas üstüne minimalist çalışmalar yaptı. Ancak 1974 yılına geldiğinde maddi sıkıntılar Olivia'yı ticari arayışlara itti. Böylece annesinin modelliği ile küçüklüğünde yaptığı resimler işe yarar ve erotik kadın figürleri çizmeye başlar. Çeşitli magazinlere ve erkek dergilerine çizimler yapar. Bu gelişmeler Olivia'yı dünya çapında bir ressam haline getirir. Bu gün çalışmalarının orjinalleri ve baskıları dünya çapında satılmaktadır.

HAJİME SORAYAMA

Hajime Sorayama, 1947 yılında Japonya'da doğdu. Bir marangozun oğluydu. Öğrenimini Tokyo Chuo sanat okulunda tamamladı. Bir yandan da reklam ajansları için çizimler yapıyordu. Robot teması üzerine bir çok çizim yaptı. Airbrush tekniğini çok iyi kullanan Sorayama, John Kacere gibi ressamların da içinde bulunduğu 'hyper-realism' akımı içinde değerlendirilebilir.
Neredeyse dikkatli bakılmadıkça fotoğraftan ayırt edilemeyen çizimleri ağırlıklı olarak kadın vücüdu üzerine yoğunlaşır. Ek olarak bu kadın teması genel olarak biraz da fetişik iç çamaşırlarıyla süslenir.
Sorayama'nın detayların gerçekliğine düşkünlüğü mükemmel vücut hatlarının yanısıra iç çamaşırlarının dantel bölümlerindeki ince çalışması ile kendini gösterir.

GREG HILDEBRANDT

   

Greg Hildebrandt, ikiz kardeşi ve meslekdaşı Tim ile birlikte 1939 yılında Amerika'da dünyaya geldi. Greg, hayatının önemli bölümünde kardeşi ile birlikte çalıştı. Sayısız bilimkurgu romanına kapaklar çizdiler. Belki de en unutulmaz işleri Star Wars filmlerinin afişleriydi. İkizler, çizmeye 8 yaşlarında başladılar. Batman, Superman, Green Lantern, Terry and the Pirates, Steve Canyon, Prince Valiant ve Wonderwoman gibi çizgi romanlardan yoğun biçimde etkilendiler. 1978 yılında çizdikleri Lord of the Rings takvimleri bir milyondan fazla sattı.
1981 yılında ikizler yollarını ayırdı. Greg, Omni ve Heavy Metal gibi iki farklı tarzda dergi için kapaklar çizdi. Ayrıca Greg, illüstratif hikayeler içeren takvimler çizmeye devam etti.
Greg, çalışmalarını bir yandan da çocuklar için Aladdin, Wizard of Oz ve Robin Hood gibi öyküleri çizerek sürdürdü. 12 yıl aradan sonra ikizler tekrar bir araya geldi ve Batman filmlerinin yapımcısı Michael Usian için Terry and the Pirates'ı çizgi roman haline getirdi. Greg Hildebrandt'ın çalışmaları, hem yetişkinler hem de çocuklar için birer hazine olmuştur. Detaylardaki incelik aslında bir öyküyü anlatmak için düşünülmüştür.
Görüldüğü gibi iç çamaşırları da Greg için kadın figürleriyle bütünleşmiştir. Genelde 'femme fatal' konsepti etrafında çeşitlenen desenler için çamaşırlar 'kadınların amaçları' için vazgeçilmez olmuştur. Çizgi roman geleneğinden olsa gerek, bu tek karelik illüstrasyonların hepsi bir hikayenin özeti gibidir.

JENNIFER JANESCO

  

Jennifer Janesko, kadın figürleri üzerinde çalışmaya çok erken yaşlarda başladı. 1989 yılında Stephens Fine Arts College'dan mezun olduğunda çalışmalarının orijnalleri dünya çapında satılıyor ve röprodüksiyonları basılıyordu.

Janesko, her kadının kendine özgü bir vücudu ve aurası olduğuna inanarak resimlerini yapmıştır. Bu aurayı tasvir etmek için ise kullandığı en etkin malzeme iç çamaşırları olmuştur. Resimlerinde genellikle airbrush tekniğini kullanır ve hayal ettiği iç çamaşırlarında metalik tonları tercih eder.
Playboy dergisi için de bir çok çizim yapan Janesko'nun çalışmaları yönetmenliğini Gary Marshall'ın yaptığı 1994 yapımı "Exit To Eden" filminde de kullanılmıştı. Jennifer Janesko çizimlerini www.janesko.com adresinden de satmaktadır.

JOHN KACERE
  
John Kacere, 1920 yılında Iowa'da dünyaya geldi. İlk sanatsal eylemlerine 12 yaşında trafik levhaları ve tabelalar yaparak başladı. Chicago Art School'daki öğrenimi esnasında reklam sektöründe çalışmaya başlamıştı.
John Kacere, başlarda Van Gogh, Degas and Toulouse-Lautrec gibi ressamlardan etkilenmişti. Savaşın ardından 1950'li yıllarda birçok üniversitede öğretmenlik yaptı.
Kendisinin karşı çıkmasına rağmen çalışmaları 'hyper-realism' ya da 'photo-realism' akımları içinde değerlendirildi. 1963 yıllarında yoğunlaşmaya başladığı kadın vücudu teması için şöyle bir açıklama getiriyordu: "Kadınlar yaşamın ve yeniden yaratmanın kaynağı. Benim çalışmalarım da kadınlığa bir övgü". John Kacere'ye göre iç çamaşırı kadınsılığın en belirgin yansımasıydı ve bu 'şiirselliği' örtebilecek tek nesneydi. John Kacere'nin bir başka özelliği de çizimlerini büyük ebatlara yapmasıydı. Resimleri genelde 1,5 - 2 m. kenarlı çalışmalardı.
Kacere'nin çizimlerindeki inanılmaz gerçeklik nedeniyle röprodüksiyonları yapılamamıştır. John Kacere, 1999 yılında aramızdan ayrıldı.

ARNAUD LACOMBE
   

Arnaud Lacombe, 1954 yılında Paris'te dünyaya geldi. Genel bir resim kursu aldı. Hızlı bir gelişme gösterdi; 26 yaşında -ki böyle bir girişim için erken bir yaştı- Paris Ratié galerisinde ilk sergisini açtı. Düşünce olarak sanatın "değiştirilebilir mallar" ile ölçülmesine karşı olduğunu her fırsatta ifade ederken ticari amaçlarla resim yapmaya karşı oldu. Lacombe, resimsel evrenini kadın vücuduyla anlatmaya çalışır ama bunu salt bir estetizm araştırması uğruna yapmaz. Lacombe, en büyük ilham kaynağının karısı olduğunu söyler. Kumaşları kadın vücudunda bazı şeyleri örtmek için kullanırken aslında belirtmek istediği yerleri örter gibidir. Çamaşırlar da bu kumaşlarla benzer işlevde dişiliği vurgulamaktadır.

PAUL LAURENZI

   

Paul Laurenzi, 1964 yılında Antibes (Fransa)'da dünyaya geldi. 80'li yıllarda reklam ve tanıtım işlerinde çalıştı. Laurenzi, reklam çalışmalarının ardından çocuklar için çizimler yaptı. Çeşitli çocuk hikayeleri için karakterler yarattı. Ardından çalışmalarına bugünkü noktaya getirecek olan kadın figürleri üzerine yoğunlaştı ve özgün bir tarz yarattı. Garip ve fantastik bir atmosferdeki jartiyerli şişman kadınlar baş kahramanları oldu. Laurenzi, resimlerinde ön plandaki ana figüre ek olarak hep arka planda çeşitli hikayeler anlatır.

MILO MANARA

   

Milo Manara, 1945 yılında Luson'da (İtalya) dünyaya geldi. 60'lı yıllarda çizgi romanla ilgilenmeye başladı. Çalışmaları Alter-Linus ve Charlie Mensuel gibi dergilerde yayınlandı. Yazar ve çizer olarak çizgi roman sahnesinde yerini aldığı ilk tarih 1976, ilk eseri ise "Le roi des singes"dir. Ancak en ünlü eseri 1983 yılında yayınlanan "Le Clic"tir. Bu öykü bir düğme çevrildiğinde cinsel arzuları artan bir kadınla ilgilidir ve Manara ayrıca 2 devam öyküsü (Le Clic 2 ve Le Clic 3) de yayınlamıştır. Manara'nın bir çok öyküsü ülkemizde de yayınlandı. "Gizli Kamera", "Görünmez Adam" ve "Güliver'in maceraları" bunlardan birkaçıdır. Ayrıca "Le Clic" de "Deklik" ismiyle yayınlanmış, ek olarak "Çıtt" adıyla Kemal Aratan tarafından Limon dergisinde yeniden çizilmiştir. 1987 yılında Fellini için film afişleri tasarlayan Manara 1990'da Fellini'nin "Voyage à Tulum" ve "Le Voyage de G. Mastorna" adlı filmlerini çizgi romanlaştırdı. Jartiyer, Manara'nın kadınları için günlük hayatın bir parçası gibidir. Bu karakterler özel anlarında değil günlük hayatın içinde böyle giyinmektedirler. Manara bu çamaşırları daha çok asaleti ve çekiciliği vurgulamak için kullanır.

PAOLO ELEUTERI SERPIERI

 .  

Serpieri, 1944 yılında Venedik'te doğdu. Roma Sanat Enstitüsünü bitirdikten sonra mimari alanında çalıştı. 1975 yılına kadar çizgi romanla ilişkisi olmadı. İlk olarak Lancio ve Scorpio gibi dergilerde vahşi batı hikayeleri çizdi. 1985 yılında, albümleri 1 milyondan fazla satacak eşsiz Druuna karakterini yarattı. Bilim-kurgu platformunda gelişen öykülerin kahramanı Druuna, acımasız evrende hayatta kalmaya çalışan bir dünyalı kadındı. Serpieri, Druuna'yı sert görünümlü bir karakter olarak tasarlasa da Druuna, aslında duygusal bir karakterdi. Druna'nın bu duygusal anları çoğu zaman ya deniz kıyısında kumlarda yatarken ya da seksi iç çamaşırları içindeyken betimlenir. İç çamaşırlarından çok hoşlanan Druuna için bu giysiler kadınsılığını ve duygusallığını ortaya koymasına yardımcı olur. Ülkemizde de İthaki yayınları Druuna'nın Creatura isimli macerasını yayımladı. Ancak Kadiköy Cumhuriyet Başsavcılığı 07.12.99 tarihinde aldığı karar ile Druuna albümlerini toplattı. Kararda ‘‘yazı ve resimlerin sanatsal bir yönünün bulunmadığı ve halkın ar ve haya duygularını incitici, cinsel arzularını tahrik edici nitelikte ve genel ahlaka aykırı olduğunun anlaşıldığı’’ yazmaktaydı...

JEANLOUP SIEFF

   

Jeanloup, 1933 yılında Polonyalı bir ana babanın çocuğu olarak Paris'te dünyaya geldi. 1950 yılında, 17 yaşındayken, ilk fotoğrafı 'photo review' da yayımlandı. 21 yaşına geldiğinde ise serbest fotoğrafçı olarak çalışmaya başlamıştı. 25 yaşında ünlü Magnum fotoğraf ajansındaydı. Jeanloup, sessiz, biraz melankolik ve eskiye düşkün biriydi. Kedilere karşı bir tutkusu vardı. Hemen hemen her türde fotoğraf çektikten sonra özellikle moda ve iç çamaşırı fotoğraflarına yöneldi. Kendisine "fotoğraf çekerken kadın vücudunun en çok neresini tercih ediyorsunuz ?" diye sorulduğunda yanıtı pek de sürpriz olmamıştı; "arkasını...". Jeanloup, iç çamaşırı ile kadın vücudunu neredeyse özdeşleştirmişti. Sanki 'bu iki materyal' sadece birlikteyken birbirlerini ifade edebiliyorlardı. Jeanloup Sieff, 2000 yılında kendisinin 'mağaram' olarak tanımladığı ve aynı zamanda yaşadığı yer olan stüdyosunda aramızdan ayrıldı.

 

 

MILO MANARA